Not Almak..

kagit-kalem

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte not alma yöntemlerimiz farklılaşıyor. Bazılarımız dijital not alma yöntemlerini kullanıyor bazılarımız ise klasik yöntemleri kullanıyor. Her iki yöntemin artı ve eksi yönleri bulunuyor. İhtiyaçlarımıza göre bu yöntemlerden birini veya her ikisini birden kullanabiliyoruz. Benim tercihim kağıt ve kalem ile not almak. Kağıt ve kalem kullandığım zaman aldığım notları daha çok içselleştirebiliyorum ve daha çok bana ait hissediyorum. Aşağıda bu konu üzerine yazılmış ve bilimsel araştırmalara  dayanan güzel bir yazıyı sizinle paylaşmak istiyorum.

Teknolojinin altın çağındayız. Yapılacaklar listemiz, takvimimiz, yazışmalarımız hep bilgisayarımızda, akıllı telefonumuzda veya tabletimizde. Ancak çalışmalar, hiçbirinin kâğıt ve kalemin yerini tutamadığını gösteriyor.

En son ne zaman bilgisayarınız olmadan bir toplantıya girdiniz? Yoksa ben kalem kâğıttan vazgeçmem diyenlerden misiniz? Muhtemelen çevrenizdekiler sizi eski kafalı biri olarak görüyorlar. Bir şey söylemeseler de mis gibi bilgisayar varken, kalem kâğıda ne gerek var diye içlerinden geçiriyorlar.

İçinde bulunduğumuz teknoloji çağında, bilgisayara not almak son derece mantıklı. Not alırken doğrudan word veya google dokümanın içine anahtar kelimeleri yazmak, bizi toplantı sonrasında toplantı notlarını kaleme almaktan kurtarıyor. Henüz masanıza dönmeden çalışma arkadaşlarınızla toplantıda alınan kararları ve yapılacaklar listesini, sözü edilen web bazlı kaynakların linkleriyle beraber, herkesle paylaşabilirsiniz. Hatta toplantıya fiziken katılamayan kişilere telekonferans yoluyla ulaşır, chat modundan notları onlara da gönderebilirsiniz. Dijital not almak sizi her türlü web kaynağına yakın hale getirir, her şeyin elinizin altında olması sayesinde işlerinizi zaman kaybetmeden halledersiniz. Kısacası, dijital not almanın tercih edilmesinin sebebi moda olmasından çok, kolay olmasındandır.

Peki, klasik not almak öldü mü? Kâğıt kalem geçmişte mi kaldı? HAYIR. Tam aksine, çalışmalar kâğıt kalemin bilgisayardan daha etkili bir yöntem olduğunu göstermekte. Harvard Business Review’de Maggy McGloin’un yazdığı makaleye göre, Princeton Üniversitesi’nden Pam A. Mueller ve UCLA’dan (University of California, Los Angeles) Daniel M. Oppenheimer’in çalışması dizüstü bilgisayara veya tablete not alındığında yeni bilgilerin kâğıt kalemle alınan notlara oranla daha az hafızada kaldığını göstermekte. Bilgisayara yazarken birçoğumuz kelimesi kelimesine yazmaya odaklanıp söyleneni anlamak üzerinde durmayız. Zihnimizi analitik bir şekilde çalıştırmadan tüm bilgileri yazmak önceliğimiz olur.

Mueller ve Oppenheimer yürüttükleri üç ayrı çalışmada “bilgisayara not almanın yeni bilgileri kavramsal olarak algılama ve hafızada tutma konularında zararlı olup olmadığını” sorgulamışlar.

etkili dijital not almak

İlk çalışmada araştırmacılar bir dizi TED konuşması videosunu Princeton lisans öğrencilerine sunmuş. Katılımcılardan konuşmaları dinlerken sınıfta alışık oldukları şekilde, dijital veya kâğıt-kalem ile not almaları istenmiş. Konuşmaların bitiminde katılımcılara, konuşmaların içeriğiyle ilgili bilgileri hatırlamaya ve kavramsal uygulamaya yönelik sorular sorulmuş. Dijital not alan ve kâğıt-kalemle not alan öğrencilerin yanıtları arasında ciddi bir uçurum olduğu anlaşılmış. Dizüstü bilgisayarlarına not alanların daha uzun ve detaylı not aldıkları gözlenirken,  kâğıda  yazanların, özellikle kavramsal soruların yanıtlarını verirken, belirgin bir şekilde daha başarılı oldukları görülmüş. Bilgisayara not alanların hızla, kelimesi kelimesine not alma tekniğiyle her şeyi yazma telaşından dolayı hafızalarında daha az bilgiyi tutabildikleri sonucuna varmışlar. Aynı zamanda, bilgisayara not almanın zararlarının, kelimesi kelimesine yazmaya çalışmanın ötesinde olduğunu tahmin etmişler. Bu tahminin üzerine araştırmalarını derinleştirmek için, Mueller ve Oppenheimer ikinci bir çalışma yürütmüşler. Çalışmaya katılan öğrencilere “Kendi kelimelerinizi kullanarak not alın, her söylenen kelimeyi yazmaya çalışmayın.” demişler. Bu katılımcılar da, benzer bir ders sunumunun videosunu izlemişler, gene not alma tercihlerine göre, bir grup bilgisayarda, diğer grup kâğıt ve kalem eşliğinde notlarını almış. Kelimesi kelimesine not almamaları konusunda uyarılmalarına rağmen, bilgisayarlarına not alanlar gene konuşmacının sözlerini birebir kopyaladıkları, sonradan okunduğunda pek de bir anlama gelmeyen notlar almışlar. Kendi kelimelerini kullanmadıkları gibi, not alma şekilleri de hiç etkili olmamış.
Bu durumda, araştırmacıların çıkardıkları sonuç doğrultusunda, kelimesi kelimesine yazma ile sorulara doğru cevaplar verememe arasındaki ilişki geçerliliğini korumuş. Mueller ve Oppenheimer üçüncü bir çalışma ile bir diğer değişkeni test etmişler. Bilgisayara not alanların elle yazanlara göre çok daha fazla sayıda kelime yazabildiklerini görmüşler. Bu tespit onları şu soruya yöneltmiş: Daha çok şey yazabildikleri gibi, daha fazla bilgiyi yakalayabildiklerine göre, bu notları okuduktan, yani derslerine çalıştıktan sonra, diğer gruba göre daha başarılı cevaplar vermeleri mümkün mü?

Bu çalışma için, katılımcılara bir dizüstü bilgisayar veya bir kâğıt ve kalem verilmiş ve bir ders videosu gösterilmiş. Katılımcılara videoyu izledikten hemen sonra değil, bir hafta sonra geri dönmeleri ve izledikleri videoyla ilgili bazı soruları cevaplamaları istenmiş. Bir hafta sonra döndüklerinde, kendilerine notlarını okumaları için 10 dakika süre verilmiş. Bu süre sonunda araştırmacılar katılımcılara videoyla ilgili çeşitli sorular sormuşlar. Sonuç gene benzer olmuş: Dizüstü bilgisayarlarına not alanların notları uzun ve detaylı olmakla beraber, kalemle not alanlara göre, kavramsal içerik ve doğru-yanlış bilgilerin test edildiği sorularda başarısız olmuşlar.

Bu üç testin sonuçlarının paralelliği, dizüstü bilgisayarlara not almanın, öğrenmeyi baltaladığını göstermekte. Mueller ve Oppenheimer’e göre, detaylı not almanın avantajları olsa da, düşünmeden alınan notların daha sonra okunduğunda fazla anlam ifade etmediği de ortaya çıkmakta. Not alırken kişinin kafasını çalıştırması ve hızlı bir özet yaparak kavramları not etmesi her kelimeyi yazmasından daha önemli.

Belki sınavlara girdiğiniz günler çok geride kalmış olabilir ancak konuşulan kilit verileri hatırlamak, tarihleri aklınızda tutmak, istatistiklere hâkim olmak çoğumuzun işinin bir parçası. Bu anahtar bilgiler, not almamızın yegâne sebebi. Kelime kalabalığı içinde not almaktansa, az ve öz, gerçekten size lazım olan verileri kayıt altına almalısınız. İlle de bilgisayarınıza veya tabletinize not almak istiyorsanız, daha etkili not almanızı sağlayacak dijital araçlar mevcut. Ancak biraz eski günlere dönüp yanınıza basit bir defter ve kalem getirmeyi de deneyebilirsiniz.

Hangi araçlarla not aldığınızın ötesinde, ne yazdığınıza da çok dikkat edin. Bir sunumu dinlerken yaptığınız şey konuşmacının söylediklerini kayda almak mı, yoksa söyleneni gerçekten dinleyip anlamak mı? Not alırken kendi kelimelerinizi kullanın. Konuşmacının söylediği kelimeleri kopyalamamaya çalışın. Bu sayede, söyleneni anlamaya çalışır, kısa bir özeti nota dökersiniz. Notlarınızı okuduğunuzda ise, anlamlı kelimelere ve ihtiyacınız olan verilere rastlarsınız.

Tabii ki, hangi not alma şeklini tercih edeceğiniz, katıldığınız toplantının tipine de bağlıdır. Eğer internete ihtiyacınız varsa, bir sunumu bilgisayarınızdan takip etmeniz gerekliyse veya daha önce üzerinde çalıştığınız dokümanlara ihtiyacınız olacaksa, mutlaka bilgisayarınızı yanınızda getirin. Ancak bilgisayarınız yanınızda bile olsa, her zaman ufak bir deftere ve kaleme de yeriniz olduğunu aklınızdan çıkarmayın.

      Etkili Dijital Not Almak için Öneriler

 

etkili dijital not almak icin oneriler

1. Karşınızdakini dinlediğinizden emin olun.
Bilgisayar, tablet veya telefonunuza not alırken en çok dikkat etmeniz gereken, konuşan kişiyi gerçekten dinlemek ve ona dinlediğinizi göstermektir. Hele ki küçük gruplarla yapılan toplantılarda konuşmacıyı en çok rahatsız edecek görüntü, dinleyicilerin tabletleriyle başka işler yapıp kendilerini dinlemediklerini düşünmelerine sebep olmaktır. İkili görüşmelerde önemli konuları not alırken karşınızdakine “lütfen bana bir dakika verin, hemen bu bilgiyi not edeyim.” diyebilir, konuyu can kulağıyla dinlediğinizi gösterebilirsiniz.

2. Notlarınızı düzeltin ve özetleyin.
Bir saatlik toplantıda not alınacak önemli konular hiçbir zaman 10 sayfa yazmanızı gerektirmeyecektir. Toplantı sırasında konuşulanların çoğu, sonunda gelinen kararda yeri olmayacak niteliktedir. Az ve öz not alın. Önemsiz konuları notlarınıza dâhil etmeyin. Önemli konular, tarihler ve kararlar dışında kalan bilgileri boşu boşuna yazmayın. Detaylı not almaya alışıksanız, toplantı sonunda notlarınızı gözden geçirip ana konuları dâhil ettiğiniz kısa bir özet hazırlayın.

3. Notlarınıza her yerden ulaşılabilsin.
Dijital notların en büyük avantajı bu notlara her yerden ulaşılabiliyor olmasıdır. İnternete girebildiğiniz sürece, bilgisayarınızdan, tabletinizden veya akıllı telefonunuzdan aldığınız notlara erişebiliyor olmanız önemlidir. Springpad, Evernote ve Simplenote gibi programlar sayesinde notlarınız siz neredeyseniz yanınızda olacaktır.

4. Notlarınızı ses veya görüntüyle zenginleştirin.
Teknoloji sayesinde hepimiz muhabir haline geldik. Her şeyi kayıt altına almak ve bu kayıtları başkalarıyla paylaşmak için basit araçlara sahibiz. Bu avantajı not almayla harmanladığımızda, hafızamızda kalmasını istediğimiz her bilgiyi görsel olarak zenginleştirerek kaydedebiliyoruz. Yani, notlarımızın içine dinlemekte olduğumuz konferanstan bir video veya ses kaydı ekleyebiliriz. Bu sayede, söylenenleri tam olarak kaydedebilir, kendi notlarımızı görsellere iliştirebiliriz. Windows kullanıcıları için OneNote, Mac için Circus Ponies NoteBook tercih edilen programlardır.

5. Bir not alma aracı seçin ve sürekli bu araçla not alın.
İster Simplenote, ister daha detaylı programlar olan Evernote veya Springpad olsun, seçtiğiniz programı 30 gün süresince deneyin. Sevdiğiniz yönleri ağır basıyorsa, kullanmaya devam edin. Sürekli farklı programları denemek sizi yoracak, üretkenliğinizi olumsuz yönde etkileyecektir.

 

Kaynak: HR+

Bu yazı Dünya Gazetesi'nin Değişim Yelpazesi köşesinde 11.08.2015 tarihinde yayınlanmıştır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir